Perşembe, Ocak 15, 2015

söylemeyin...

 

"anneme reklamcı olduğumu söylemeyin o beni bir genelevde piyanist sanıyor" isimli bir kitabı kaçınız ne olduğunu bilmeden alır? ben almıştım. reklamcılıkla ilgili olduğu belli ama bu kadar da sadece o sektördekilere hitap ettiğini tahmin edememiştim, ismi ilgi çekiciydi. tabi ki bir kaç sayfa sonra sıkıldım. bırakış o bırakış. ama bu ismi hiç unutmadım.

ertesi sabah bir sunumum olduğunu alya'ya anlatmaya çalışırken doğal olarak pek bir anlam ifade etmeyince "sunum" kelimesi, bugün okulla birlikte tiyatroya gitmelerinden esinlenerek tiyatroya benzettim sunumu. kendimi de tiyatrocu olarak tanıttım tabi. "saçmalama anneee" dese de devam ettim. sizce de benzer değil mi. kalabalık bir grup önünde "şov" yapma bir nevi. üstelik gerçek bir tiyatroya da dönüşebilir istenirse. bu şekilde düşünmek de hem daha eğlenceli.

diyeceğim o ki:

"kızıma uluslararası bir şirkette finansçı olduğumu söylemeyin, o beni sahnelerden inmeyen bir tiyatrocu zannediyor" :)

eğlenceli bir hafta olsun, yüzünüzden gülücükler eksik olmasın..

Pazartesi, Ocak 05, 2015

Benim de merak ettiğim sorular


- Niye periler gibi uçamıyoruz?
 
- Neden büyüdüğümüzü anlamıyoruz?
 
- Niye çiğnemeden yutamıyoruz?

- Neden kaplumbağalar farklı şeyler yiyor bizden?

- Mantarların zehirli olduğunu nasıl anlarız?
 
- Bulutlar yağmur yağdırıyor ya, yağmur dursun istiyorum,
bulutları nasıl yok edebiliriz?
 
- Rüyalarda gerçekten arılar olur mu?

- Anne iki seçeneğin var, ya öldür ya korkut! (sivrisineği)
Hangisini seçeceksin anne?

- Gerçekte arıların sarı çizgilerini neden göremiyoruz?

- Polisler ne yapar?

- Biz öldükten sonra başka insalar mı gelecek dünyaya?
(Evet duyduktan sonraki cevabı : "Ama ben çok seviyorum dünyamızı")
 

Salı, Aralık 16, 2014

Washi Tape ile yaratıcı aktiviteler

Pinterestten:


Bunlar da bizim evden:





Washi tape nedir?
Görmüş olduğunuz rengarenk bantlar. Çok yapışkan olmadığı için duvara bile yapıştırsanız boyayı kaldırmıyor. Kutu merakınız varsa ve benim gibi dondurma kutularını bile atamıyorsanız süper yaratıcı şeyler yapabilirsiniz. Alya da alıştı, bizim ev rengarenk oldu:)

Nerede bulunur? 
Tchibo'da da sıkça bulunuyor, D&R gibi kırtasiyelerde de var, biraz daha tuzluca sadece.

Bu da geçen seneden, washi tape yılbaşı ağacımız, biraz da gündemi yakalayalım.


Çarşamba, Kasım 12, 2014

İstanbul Kitap Fuarı

 

İstanbul Kitap Fuarı başladı,
çok uzak maalesef,
gidemiyoruz,
ama tüm kalbim orda tüm hafta,
bir de annem.
Benim yerime de gider misiniz.
Gitmişken de
Gökce Yavas'in resimledigi
Aytul Akal ve Mavisel Yener 'in şiirlerinden
zıplayan olur,
reçellisi olur,
mutlaka alın,
 imzalatmayı da unutmayın.
 
Benim ilk favorim "Dün"
Alya'nin ki ise "Falan Filan"
Üstelik okur okumaz ağzımıza yapıştı, sürekli tekrarlıyoruz bu şiiri
Merak ettiniz mi, hemen alın.
:)
 
Masal dolu günleriniz olsun.




Pazartesi, Kasım 03, 2014

Atlas Cocuk Dergisi - Kesfetmek için Bak!




Atlas Çocuk Dergisi bir harika.
Derginin verdiği Türkiye haritası daha bir harika.
Hele de yapıştırmayı seven bir çocuğunuz var ise--kim sevmez ki!
 
Şuanda Alya ezbere gösteriyor:
Bozcaada, İzmir, Ankara, TuzGölü, Kapadokya ve
en son gittiğimiz ve gitmeden önce iyice çalıştığımız Adana
aklinda kalmasını sağlayan en önemli şey de şey de her şehrin özelliğinin
yapıştırmayla pekişecek şekilde görselleştirilmesi.

Yanliz dergi Eylül sayısıydı, ben yazana kadar Kasım oldu
Ancak sizin için öğrendim, arşiv bulabilir misiniz diye.
Şu adrese mail atarsanız gönderiyorlar:

info@atlascocukdergi.com
 
Not : Buarada Babannemize çok teşekkür ederiz dergi için! :)
  

Gunaydın Kasım


-Photodiary of October-
 
 Herkese günaydın, sıcacık haftalar!
 
 


Perşembe, Ekim 30, 2014

Etsy Find - Wildthingsdresses

Konuşan elbiseler, tam çocuklara göre, hayal kuran, hayal yaşayan çocuklara, ben bayıldım.

Özellikle okulda --her ne kadar garipsesem de-- cadılar bayramı kutlamalarında dinazor kıyafeti giyeceği için çok sevinen bir ufaklığım olduğu için de çocukların çok seveceğini tahmin edebiliyorum.

Elbiseleri diken anne, eski öğretmen, 3 çocuktan sonra işi bırakır, evde çocuklarına kıyafet dikerken bunu bir iş haline dönüştürür.

Etsy mağazasının adı Wildthingsdresses, ilgilenenlere, adres  şurada.

https://www.etsy.com/shop/wildthingsdresses?ref=l2-shopheader-name









https://www.etsy.com/shop/wildthingsdresses?ref=l2-shopheader-name

Salı, Ekim 28, 2014

Kar yağınca güneşi özler insan ve Cumhuriyet bayramı

Buaralar bir sürü şey çınlıyor kulaklarımda...

*Salinger ile başladı, bir süredir hep anlatacak o kadar çok şeyim oluyor ki nereden başlasam bilemiyorum. ["There is so much I want to tell you and nowhere to begin" ]

Sonra yazsam ne olur, yazmasam ne olur diyorum, tam o sırada Özdemir Asaf kulağıma fısıldıyor:

"Yazmasam değil
Yazıp üstünü çizsem..
Ne olur
Ya bir şey, ya bir şey değil
Biri gelir, altındaki yazıyı okur
Biri, üstündeki çizgiyi."

Sonra bu hafta çocuklarının üzerine titreyen hassas, düşünceli ve çaresiz bir annenin şu sözlerini tekrarladı beynim:

"Bir çocuğu okula uğurlamak, birlikte yemek yemek ne kadar kıymetliymiş..."

Passenger diyor ki

"Ancak kar yağınca güneşi özler insan
Ancak kötü hissettiğin anda bilirsin ki öncesinde herşey yolundaymış"

Yarın unutaca(m)ksınız yine. Saçmasapan şeylere üzülmeye devam edece(m)ksiniz. Biliyorum. Doğamız böyle. Ama yine de siz şimdi hemen gidin ve sevdiklerinize sarılın, onlara sevdiğinizi söyleyin...

...Cumhuriyetimiz için Atatürk'e sevgimizi sunmakla başlamalı.


Cuma, Ekim 17, 2014

İncelik ve hayat ile başetmeyi öğren(t)me üzerine

 
Mehmet Pişkin
İnce olmak.
Naif kalmak.
Güzel bir hayat yaşamak.
Yorulmak.
Bir kısır döngüde kısılmak.
İlk düşündüğüm şeylerden biri çocuk oldu,
Çocuğu olsa gidemezdi,
Bu şekilde değil.
Yine de çok düşündürücü....
 
 
Sonra Alya'yı düşündüm
Çok mu hassas yetiştiriyorum.
Çok mu kırılgan.
Farkına varmadan.
Ağlamasın, üzülmesin, kılına zarar gelmesin.
Klasik bir türk annesi gibi, sanırım.
 
Annemi hatırlıyorum,
Bir gün okuldan iki göz iki çeşme gelmiştim,
Öğretmenlerden biri bana takmıştı, sınıfın ortasında rezil etmişti,
Çok ağırıma gitmişti de
Ancak eve geldiğimide koy vermiştim kendimi
Annem ertesi gün soluğu okulda almıştı.
 
Ben de yaparım tıpatıp aynısını.
Güçlüklerle karşılaştığında
Bunlarla başetmesini de öğrenmesi gerekli.
Değil mi.
Bunun bir yaşı var mı acaba?
Doru bir yöntemi?
Doğru bir dozajı?
 
Zannediyorsun ki doğru yapıyorsun,
Sonra sana hayat, aslında doğru zannettiğin şeyin yanlış olduğunu söylüyor.
Bir zaman sonra.
O zaman şimdi yaptığın şeyler de yanlış belki.
Belki..
 
 

Salı, Ekim 14, 2014

Maya Bozcaada



Bozcaada'da kalbimi bırakmama sebep olan bağ-evi.
Yan tarafta kendi üzüm bağları, kendi yaptıkları şarapları, peynirleri,
çok farklı ve parmaklarınızı yalatan mezeleri,
biz İstanbul'luların çoktandır unuttuğu lezzetteki domates ve biberleriyle
muhteşem bir yeme-içme mekanı.
Ancak öyle pazarlamaya ihtiyaçları yok, yolun kenarında tabelaları bile yok.
Gün batımı noktası Polente'de telefon ile rezervasyon yaparken bir kız yanaşıp soruyor:
"Yanlış anlamayın ama Maya deyince duydum konuşmanızı, nasıl bir yerdir biliyor musunuz,
biz de rezervasyon yaptık ama nasıldır, ne yenir bilmiyoruz,
iptal etsek mi acaba diye düşünüyoruz" dedi.
Dedim ki :
"-Verdiğiniz en güzel karar, mutlaka gidin."
 
Akşam yemeği biraz daha güzel ve özel sabah kahvaltısına göre, ama erken gidip gün batımını
jazz müziği ve üzüm bağları eşliğinde geçirmeli. Ölmeden önce gidilecek 100 yer listeme girer.
 
 
 

 
 



tekrar görüşmek dileği ile Maya...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...